
Su Deposu Epoksi Kaplama
Eskiyen, paslanan veya su sızdıran depolarınızı değiştirmek yerine Epoksi Kaplama ile yeniliyoruz. Solvent içermeyen, içme suyuna uygun sertifikalı ep...
Su Deposu Epoksi Kaplama Nedir?
Eskiyen, paslanan veya su sızdıran depolarınızı değiştirmek yerine Epoksi Kaplama ile yeniliyoruz. Solvent içermeyen, içme suyuna uygun sertifikalı epoksi boya ile deponuzu cam gibi pürüzsüz ve hijyenik hale getiriyoruz. Bakteri tutmaz, paslanmaz ve %100 sızdırmazlık sağlar.
Hizmet Özellikleri
Uygulama Süreci
Hazırlık
Yüzey zımparalanır ve kurutulur.
Astar
Astar kat epoksi uygulanır.
Son Kat
Solventsiz son kat uygulanır, 24-48 saat kurumaya bırakılır.
Su Deposu Epoksi Kaplama — Bölgesel Bilgiler
Su deposu epoksi kaplamanın amacı, gözenekli ve emici beton yüzeyi sürekli, pürüzsüz ve temizlenebilir bir filmle kapatmaktır. Çıplak betonda su, yüzeyin mikroskobik boşluklarına girer; kireç ve tortu bu boşluklara tutunur, biyofilm buralarda barınır ve her temizlik bir öncekinden daha zahmetli hale gelir. Kaplanmış bir yüzeyde ise kir tutunacak yer bulamaz, temizlik süresi kısalır, dezenfeksiyon daha etkili sonuç verir. Ancak burada kritik bir ayrım vardır: her epoksi su deposuna uygun değildir. Otopark zemininde, atölyede veya makine kaidesinde kullanılan endüstriyel epoksiler solvent içerebilir ve içme suyuna tat, koku ve kalıntı bırakabilir. Su deposunda yalnızca solvent içermeyen, içme suyu ve gıda teması için sertifikalandırılmış reçineler kullanılır. İstanbul'da devraldığımız bazı depolarda, ucuz olduğu için tercih edilmiş sertifikasız kaplamaların suya belirgin bir kimyasal tat verdiğini ve tamamen sökülüp yeniden yapılmak zorunda kalındığını gördük. Malzeme seçimi bu işte bir pazarlık kalemi değildir; ürünün belgesi işin başında istenmeli ve bina ya da işletme dosyasında saklanmalıdır. Kaplama kararı verilirken betonun kendi sağlamlığı da belirleyicidir; ufalanan, elle bastırıldığında toz veren veya agregası dökülen bir yüzey onarılmadan hiçbir kaplama tutmaz. Bu nedenle keşifte yüzeyin dayanımını basit bir kazıma ve bant kontrolüyle sınıyor, sonucu depo sahibiyle paylaşıyoruz.
Epoksi kaplamada başarıyı belirleyen aşama uygulama değil, yüzey hazırlığıdır; sahada gördüğümüz başarısızlıkların büyük çoğunluğu buradan kaynaklanır. Betonun yüzeyinde döküm sırasında oluşan ince ve zayıf bir çimento şerbeti tabakası bulunur. Bu tabaka betonun kendisine gevşek bağlıdır; üzerine yapılan kaplama gerçekte betona değil bu zayıf katmana yapışır ve zamanla onunla birlikte kalkar. Bu nedenle yüzey raspa, freze veya elmas taşlama ile açılır; gevşek beton, eski boya ve kaplama artıkları, yağ ve kir tamamen uzaklaştırılır. Amaç sadece temizlik değil, reçinenin mekanik olarak kenetleneceği pürüzlülük profilini oluşturmaktır. Tozun endüstriyel vakumla alınması da aynı ölçüde önemlidir; toz üzerine atılan astar, aderansı en baştan bitirir. Yüzeyi elle sildiğinizde parmakta beyaz iz kalıyorsa o yüzey henüz kaplamaya hazır değildir. Bu aşamayı hızlandırmak, malzemeden tasarruf etmekten çok daha pahalıya mal olur; çünkü aderans kaybı yalnızca kaplamanın değil, sonrasında yapılan bütün işin tekrarı anlamına gelir. Hazırlığın yeterli olup olmadığını uygulamadan önce sınamanın pratik bir yolu vardır: hazırlanmış bölgeye güçlü bir bant yapıştırıp hızla çekmek. Bandın arkasında toz ve gevşek tane geliyorsa hazırlık tamamlanmamıştır. Bu kontrolü büyük depolarda birkaç farklı noktada tekrarlıyoruz, çünkü hazırlık kalitesi duvarın her yerinde aynı olmaz.
Hazırlanan yüzeydeki kusurlar kaplamadan önce onarılır. Kalıp bağlantı (gergi çubuğu) delikleri, boşluklar, segregasyon nedeniyle agregası açığa çıkmış bölgeler ve derin çatlaklar tamir harcıyla doldurulur; harcın kendi kür süresini tamamlaması beklenir. Taban ile duvarın birleştiği köşe ve iç köşeler pah yapılarak yuvarlatılır. Bunun teknik nedeni şudur: keskin bir köşede sıvı halde uygulanan reçine akar, film incelir ve kaplamanın en zayıf noktası tam da suyun en çok zorladığı yer olur; pah bu bölgede sürekli ve yeterli kalınlıkta bir film oluşmasını sağlar. Ardından astar uygulanır. Astar bir renk katı değildir; düşük viskoziteli yapısıyla betonun gözeneklerine emilir, kalan boşlukları doldurur ve son katın tutunacağı sağlam bir zemin kurar. Son katlar üretici talimatındaki sarfiyat ve kat kalınlığına uyularak, genellikle çapraz yönlerde iki kat halinde çekilir. Kalınlığın gözle değil sarfiyat hesabıyla takip edilmesi gerekir; ince kalan bölgeler birkaç dönem sonra ilk aşınan yerler olur. Karışım da bu aşamanın ayrılmaz parçasıdır: iki bileşenli reçinelerde bileşenler tartılarak ölçülür, düşük devirli karıştırıcıyla kabın dibi ve kenarları dahil homojen hale getirilir, ardından temiz bir kaba aktarılıp yeniden karıştırılır. Eksik karıştırılan reçine, yüzeyde hiç sertleşmeyen yapışkan lekeler bırakır.
Epoksi kaplamada en pahalı hata, betonun nem durumu ölçülmeden işe başlanmasıdır. Epoksi filmi su buharını geçirmez. Beton içinde kalan nem sıcaklıkla birlikte buharlaşıp yukarı doğru hareket ettiğinde, geçirimsiz filmin altında sıkışır ve zamanla filmi yüzeyden ayıracak bir basınç oluşturur. Sonuç, uygulamadan haftalar sonra ortaya çıkan içi su ya da nem dolu kabarcıklar ve pul pul kalkan bir yüzeydir. Kabarma başladıktan sonra yama yapmak işe yaramaz; kalkan bölge sökülür, yüzey yeniden hazırlanır ve işlem baştan yapılır. Bu yüzden uygulama öncesi beton nemi ölçülür; sahada pratik bir ön kontrol olarak yüzeye yaklaşık bir metrekarelik polietilen örtü bantlanıp bir gün beklenir, örtünün altında yoğuşma oluşuyorsa beton hazır değildir. Yeni dökülmüş betonda priz almanın ötesinde bir bekleme süresi gerekir; uzun süre ıslak kalmış eski depolarda ise zorlamalı havalandırma ve kurutmayla nem düşürülür. Deponun arkasından gelen aktif bir su varsa hiçbir kurutma yeterli olmaz; önce izolasyon yapılmadan epoksiye geçilmez. Ortam koşulları da aynı ölçüde belirleyicidir; yüzey sıcaklığının çiğ noktasına yaklaştığı durumlarda betonun üzerinde gözle görülmeyen ince bir nem filmi oluşur ve astar aslında bu filmin üzerine uygulanmış olur. Bu nedenle uygulama öncesinde yüzey sıcaklığı ve bağıl nem ölçülür, uygun aralık sağlanana kadar beklenir.
Son kat çekildikten sonra kür süresi beklenir ve bu bekleme sıkıştırılamaz. Yüzeyin dokunulduğunda kuru olması, kaplamanın hazır olduğu anlamına gelmez; reçinenin kimyasal reaksiyonunu tamamlayıp tam mekanik ve kimyasal dayanımına ulaşması için üretici talimatındaki sürenin tanınması gerekir. Bu süre ortam sıcaklığına göre değişir; İstanbul'da kış aylarında bodrum katındaki soğuk bir depoda kür belirgin şekilde uzar ve çalışma programını buna göre kuruyoruz. Kürünü tamamlamadan su doldurulan bir depoda yüzey matlaşır, yumuşak kalır, lekelenir ve suya koku geçebilir. Kür bittikten sonra depo bol suyla yıkanır, dezenfeksiyon yapılır ve ilk dolum kullanılmadan tahliye edilir; ardından normal işletmeye geçilir ve EK-1 belgesi teslim edilir. Kaplamanın ömrü suyun özelliklerine, deponun kullanım yoğunluğuna ve temizlikte kullanılan yönteme bağlıdır; periyodik temizlikte sert metal alet ve aşındırıcı kullanılmaması ömrü doğrudan uzatır. Kaplama sonrasındaki ilk periyodik temizlikte yüzeyi ayrıca gözden geçiriyoruz; bu kontrol, uygulamanın gerçekten oturduğunu gösteren en somut veridir. Lokal bir kalkma veya derin çizik tespit edilirse aynı ürün ailesiyle noktasal onarım yapılabilir, bunun için tüm yüzeyin sökülmesi gerekmez. Bu hizmeti İstanbul ve yakın Marmara illerinin yanı sıra Ankara, İzmir, Muğla ve Antalya'da da veriyoruz.
Sık Sorulan Sorular
Su deposu epoksi kaplama fiyatı neye göre değişir?
Epoksi kaplama yapılan depo ne zaman kullanıma alınabilir?
Epoksi kaplama içme suyu için güvenli mi, suya tat verir mi?
Mevcut epoksi kabarmış, üzerine yeni kat atılabilir mi?
Depoma epoksi kaplama mı, izolasyon mu gerekiyor?
Epoksi kaplı deponun temizliği nasıl yapılmalı, kaplama ne kadar dayanır?
%100 Memnuniyet Garantisi
Nika Temizlik olarak yaptığımız tüm temizlik işlemlerinde sonuç garantisi veriyoruz. Sorunun devam etmesi durumunda ücretsiz tekrar uygulama yapıyoruz.
Deponuzu Yenileyin
İstanbul'un tüm ilçelerine aynı gün servisimiz vardır.
0552 571 64 10WhatsApp'tan Yaz